SPARQL Sorgu Modülü Demo Sayfası Yayında

Daha inceki gönderilemde bahsettiğim Joomla! 2.5 için SPARQL sorgu modülü deneme sayfası yayında.

Sayfada solda ve altta olmak üzere dbpedia.org anlamsal ağ deposunu sorgulayan iki ayrı modül var. Modüller turuncu çerçeve ile diğer içerikten ayrılmış durumda.

Joomla!2.5 için SPARQL Sorgu Modülü

Bir süredir üzerinde çalıştığım, açık anlamsal ağ veri depolarına sorgu gönderip, aldığı sonuçları Joomla! 2.5.x sayfalarında görüntüleyen eklenti (modül) yakında yayında olacak. 

Halen test aşamasında olan (Pre-Alpha) modül, GPL lisanlı olacak ve ücretsiz dağıtılacak. 

"Semantic Repository SPARQL Endpoint" dilimize, "Anlamsal veri depolarının, anlamsal sorgulara cevap veren uçbirimi." olarak çevrilebilir. Özetle bu uçbirimler, gönderilen SPARQL sorgularına yanıt verirler. Yukarıdaki örnekte, modül yönetici panelinden Southampton Üniversitesi'ne ait bir uçbirim için, adı Dave veya David olan araştırmacıları listeleyecek bir örnek sorgu hazırlanıyor.

Yukarıdaki görüntüde Joomla! eklentisinin yönetici arayüzünde, sorgunun gönderileceği adres ve SPARQL sorgu yer alıyor.

Modülün gelişmiş seçenekler kısmında, hata mesajlarının görüntülenip görüntülenmeyeceği, çıktının hangi şablonda görüntüleneceği (tablo, bilgi, bağlantı listesi) gibi ayarlar mevcut.
Verilen örnekte modül, Joomla!'da tanımladığınız yerde (position), gönderdiği anlamsal ağ sorgusunun sonuçlarını bağlantı listesi olarak yayınlıyor. 

Internet'te yayında olan onlarca anlamsal ağ sorgu uçbirimi var. Bunlardan biri de dbpedia. Aşağıdaki görüntüde modül, dbpedia uçbirimine "semantic" veya "semantic web" ifadeleri içeren endüstrilerdeki firmaların adlarını ve bağlantılarını sorguluyor.
Modul dbpedia'dan aldığı sonuçları listeliyor.

Modülün dışında MicroData içeren Joomla! içeriğini Sesame2.6.x anlamsal ağ depolarında saklayan, kayıt / silme / yayınlama / çöpe gönderme gibi Joomla! olaylarını (event) denetleyen ve anlamsal veri deposu ile senkronize eden bir eklenti (plug-in) üzerinde de çalışıyorum. Bana göre çalışıyor :) ama henüz test aşamasına bile gelmedi.

Gelişmeleri buradan paylaşmaya devam edeceğim.

Joomla ile Sesame'dan veri okundu

Bugün hobi olarak üzerinde çalıştığım bir projede bir adım daha ilerledim. Keyfim yerinde.

Yerel sunucumda anlamsal ağ veri deposu (semantic repository) aktif olarak çalışıyordu.


Tomcat sunucu üzerinde kurulu Sesame veri deposu tabanlı OWLIM Lite, kendi arayüzünden SPARQL sorgularını kabul ediyor ve cevaplandırabiliyordu.

Artık SPARQL sorguları yereldeki Apache sunucuda çalışan Joomla 2.5 tabanlı siteden de kabul ediyor ve sonuçları joomla tarafından kullanılabiliyor.

Beni en mutlu eden tarafı ise tüm bunların dandik bir PC üzerinde kurulu Pardus 2011 ile yapılmış olması.

Sırada gereken modülü yazıp, ana içerikteki triple'ları göz önünde bulundurarak, klasik metin, etiket, kategori eşleştirmesi yapmadan, anlamsal olarak ilişkilendirilen diğer sayfaların listesini hazırlamak var.

Bu da muhtemelen Joomla'da çalışan ilk gerçek anlamsal ağ akıl yürütme (reasoning) modülü olacak.

NestinGo

1 Eylül 2011'de kendi işletmemi kurarak kendi işimi yapmam konusundaki isteğimi nihayet gerçekleştirmiş bulunuyorum.
NestinGo

NestinGo, zigon sehpa anlamına gelen "nesting table"dan türetildi. "Nest" terimi kuş yuvası anlamına gelirken, "nesting" terimi içi içe yuvalanma, iç içe geçebilen anlamında kullanılıyor. Patent enstitüsüne marka başvurusu yapıldı, websitesi yayınlandı. 

İşletme, İzmit'te ürettiği ahşap zigon sehpalar başta olma üzere, mutfak, kafe restoran ve oteller için iç ve dış mekan masa, sandalye, bank, koltuk, sehpa ve şezlongların toptan satış ve dağıtımını yapıyor. Amaç, yüksek kalite ve yerli üretim olan bu ürünleri önce yurtiçi, daha sonra da yurtdışı pazarlara sunmak.

Web sitesi ise html5 anlamlı yapı (html5 semantic structure) kullanılarak hazırlandı ve içine Microdata işaretleme (Microdata mark-up) yöntemi ile anlamsal ağ parçacıkları gömüldü. Küçük çaplı web siteleri göz önünde bulundurulduğunda, Türk kullanıcılara hitap eden benzer bir altyapıya sahip bir siteye henüz rastlamadım.

İlgi duyduğum anlamsal ağ'ın teoriden pratiğe dönüştürülmesi ve işletmelere uygulanması konusunda iki yılllık hobi düzeyindeki çalışmalarım, artık NestinGo v1.0 ile gerçeğe dönüşmüş durumda. 

İşaretlemede her ne kadar GoodRelations ve Schema.org gibi üst düzey anlamsal yapılar kullanılabilecek olsa da, özellikle Google ve Bing'in sonuç sayfalarında kullandığı teknolojinin getirdiği pratik kısıtları göz önünde bulundurarak, daha alt düzey bir anlamsal işaretleme kullanmayı uygun gördüm.

Henüz ürün sayısı az, çevrim içi perakende satış konusu, ilk aşamada toptan dağıtım kanalı kullanılacak olduğundan ertelenmiş olsa da, "küçük" ama ilk adım atılmış durumda.

Arayı Açmayalım

Neredeyse 1 yıldır yazmamışım. Bu süreçte İzmir'den Afyonkarahisar'a taşınma gibi fiziksel yer değiştirmeler haricinde, HTML5, anlamsal ağ uygulamaları (RDFa, microdata ve HTLM5), mobilya ve mevcut sitelerin yeniden yapılandırılmasıyla uğraştım.

Çok zamanda az yol katettim ama Eylül başında Afyonkarahisar Merkez'de nihayet ofisimi açtım. Artık masamın başındayım ve son projemi (NestinGo) tamamlamaya çalışıyorum. Birkaç gün içinde detayları bitirip yeniden buraya yazmaya başlamayı umuyorum.

Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi

Kovulduk Ey Halkım Unutma Bizi, "Bir Medya Belgeseli" medya patronları ve hükümetlerin ilişkileri, gazete yönetimleri ve gazetecilerin, sonuçta bu ülkenin bu halde nasıl geldiğinin bir belgesi.


Yakın tarihle ilgilenenler için kesinlikle tavsiye ederim. Emin Çölaşan'ın kaleminden kepazelikler'i okuyacak, kimi zaman "Ben zaten tahmin ediyordum." diye düşünüp, kimi zaman da çok şaşıracaksınız.

Sık sık "Bu kadar da olmaz.", "Yok artık..." dedirten kitapta, Emin Çölaşan, Hürriyet'ten kovulma sürecini akıcı üslubuyla anlatıyor.

Elimdeki 25. basım, Bilgi Yayınevi'nden çıkmış ve Ekim 2007 tarihli. İyi okumalar dilerim.

Toza Sor John Fante

İşler sıkışık, zaman az olunca, okumaya fırsat bulamam diye ince, hızlı bitirilebilir kitaplar ediniyorum. Charles Bukowski, Toza Sor için, “John Fante’nin en iyi kitabı.” diyor. Arka kapağı ve önsözü inceleyip, sayfa sayısının azlığından ayrı bir memnuniyet duyarak seçmiştim kitabı.


Toza Sor, Parantez yayınlarından çıkmış. Çeviren Avi Pardo. Elime geçen 2.Baskı, Eylül 2003 tarihli ve yüz elli beş sayfa. Kitap hızlı okunabiliyor. Hırçın, genç bir yazarın hayatından bir kesit.  Okudukça, aslında  John Fante’nin kendini yazdığını, kitaba konu olan acıların ve coşkunun gerçekten yaşandığını  hissedebiliyorsunuz. Yazar duygularını çağdaşlarından farklı olarak açıkça ifade ediyor. 


Kitabın ortalarına geldiğinizde hikayenin geçtiği yılları kestirmeniz ancak mümkün oluyor.  Bu da benim eleştirim olsun. Kitabın resmini de çekmiştim ancak bir türlü bulamadım. Neyse; Bukowski'nin abarttığı kadar olmasa da okunmalı.

1984 George Orwell

Fani dünya işleri nedeniyle kitapları biraz boşlamıştım. Uzun zamandır okumak istediğim ancak bir türlü fırsat bulamadığım 1984'ü sonunda okuyabildim.


Elimdeki kitap Can Yayınları'ndan çıkmış 13. basım, Mart 2006 tarihli. Oysa ilk basım 1984'te yapılmış. Okurken şeker yemeden büyümüş bir çocuk gibi hissettim.

Kaçırmayın.

Karaburun yolunda papatya ve mor lale

Mobilya, Lionbridge, Emren Yiğit derken ortadan kaybolmuşum ama baharın başlangıcını yakaladım. Karaburun Yarımadası'ndan çiçek resimleriyle döndüm.
Martın son haftasında Karaburun'a kadar gittik. Gidene kadar üç kez, dönerken de dört kez durduk.



Bunları giderken, Mordoğan'dan çıktıktan sonra çektim. Bahar güzel bir mevsim. Ancak rehaveti fena vurmuş, zira oralara gidip resim çekeli neredeyse kırk gün olmuş, daha yeni ekliyorum.

Ka Ahşap. Restoran kafe veya bahçenize mobilya mı lazımdı?

 
Bir süreden beridir kendi işlerim nedeniyle ilgelenemediğim, baba mesleği, abi şirketi, Ka Ahşap yine gündemimde. 

İşin tüm yazışma, fiyatlandırma ve beklendiği gibi bilişim kısmının sorumluluğunu aldım.

Biraz ince ayara gereksinim duysa da mevcut sayfa gayet işlevsel: www.kaahsap.com
İşin doğrusu abim sıkı çalışmış.

Bilene bilmeyene ürünleri duyurayım:

Ahşap iç mekan ve bahçe mobilyaları üretiyoruz.

  • Kafe, Restoran, Otel gibi kurumsal müşterilere toptan,
  • Kocaeli ve çevresine perakende satış yapıyoruz.
Kafe restoran, otel açma niyeti olan ve dekorasyon işini nasıl çözeceğim diye kara kara düşünenlere duyrulur:)

Kurban - Gürbüz Erginer

Kurban, birkaç konuda beni epeyce şaşırttı. Yağmur taşları, yazarın izin alarak katıldığı Orta Anadolu'daki adak kurbanı töreni, çok beğenerek kullanmaya başladığım "kuttören" ifadesi, yani ritüel'in Türkçe'si.


İşin aslı, bir bilimsel inceleme kitabından bu kadarını beklememiştim. Diğer yandan da
Acaba kurbanla ilgili bilmediğim daha derin bilgilere ulaşabilecek miyim? 
soruma olumlu yanıt alamadım, çünkü kitap durum tespiti yapmak için yazılmştı.

Kitabı okumaya başlarken genelde yaptığım gibi yazarı, Prof. Dr. Gürbüz Erginer'i de araştırdım. Google'daki dördüncü sonucun başlığı "Vefat ve Başsağlığı ilanı - Prof.Dr. Gürbüz ERGİNER - Hürriyet" idi.


Kendisini bir yıl kadar önce 29 Mart 2009 tarinde bir trafik kazasında kaybetmişiz. Allah rahmet eylesin.

Fazla derine girmeden, Kurban nedir? Dünyada ve Anadolu'daki uygulamaları nelerdir? Bu konular ilginizi çekiyorsa, sahaflarda bulabileceğiniz bu başvuru kitabını kaçırmayın.

Nikotin Bantı

Sigarasız ikinci aya yaklaşırken paylaşmadan edemedim. Şu yazımda da anlattığım üzere nikotin bantı kan dolaşımına ihtiyaç duyulan kadar nikotin veriyor, siz el alışkanlığından kurtuluyordunuz.

Nikotin bantının mantığını çözelim: Her kutuda 7 adet olmak üzere, 3 boyutta nikotin bantı satılıyor.
1: 30 santimetrekare, en ağır olanı, kutusu 20 TL. Yani, bu bantın haftada 20 TL  maliyeti var, 1-2 hafta boyunca kullanıyorsunuz.
2: 20 santimetrekarelik bant, kutusu 19 TL. En büyük nikotin bantı ile başlayanlar bir süre sonra bu ölçüdeki banta geçiyor ve 2-3 hafta boyunca kullanıyorsunuz. Resimde 20 santimetrekarelik nikotin bantı.

3: 10 santimetrekare, kutusu 18 TL. 20 santimetrekarelik banttan buna geçiş daha kolay, tamamen kurtulana kadar bu bantı kullanıyorsunuz.

İşte nikotin bantı ile sigarayı bırakmayı daha ucuza getirmenin yöntemi:

İlk veya ilk iki haftayı 30'luk (1 numara) ile atlattınız diyelim. Hemen ardından 20'liğe geçip nikotin miktarını da azalttınız. Bu ciddi olduğunuz ve sigarayı bırakmakta ısrarcı olduğunuz anlamına gelir. Böyle giderse 1-2 hafta sonra 10 santimetrekarelik banta geçeceksiniz ve birkaç haftaya sigarayı tamamen bırakmış olacaksınız. Gelin o zaman bu işi daha ucuza getirelim.
  • Her hafta 18-19 TL verip 20 santimetrekarelik veya 10 santimetrekarelik banlardan 7 adet bulunduran kutular almaktasa, 20 TL'ye 30'luk en baba nikotin bantının blunduğu kutudan alın. İkiye keserseniz, 15 santimetrekarelik 14 adet nikotin bandçığınız olur...

  • 3'e kesin, 20 TL ye aldığınız 30 santimetrekarelik 7 adet niotin bantından 10 santimetrekarelik 21 bant elde edin...
  • "Ben tırsıyorum yavaş bırakacağım, 10 santimetrekareden doğrudan şakkadanak bırakamam!" diyenler, 30 santimetrekarelik nikotin bantlarını 4'e bölün, bir ay (28 gün) yetecek 7,5 santimetrekarelik mini mini nikotin bantlarınız olsun.

Nikotin bantı kullanımını bıraktığınızda bile elinizde bir miktar bant kalmış olacak. Canınız çok sıkılırsa yapıştırasınız diye...İsterseniz çevrenizdekilere verin. Onlar da denesinler, belki bir hayrınız dokunur.

Bantta; gördüğünüz gibi bir numara yok. Nikotini deriye aktaran basit yapışkan bir yüzeye sahip.
Yüzeyi kestiğinizde bir zarar vermiyorsunuz. siz bu kesme biçme işlemine başladığınızda zaten 2-3 haftadır nikotin bantı kullanıyor olacaksınız ve nasıl iyi yapışır, nerede rahahat edersiniz biliyor olacaksınız.

 Dolayısıyla akınıza kestikten sonra acaba yapışırmı, bozulur mu diye bir sorular takılmasın. Hiç sorun çıkarmıyor.

2010 geldi hoşgeldi.

2010, sigarayı bırakma çabalarımın devam ederken geldi.

Bugün on dokuzuncu gün. Alışkanlıkların oluşumu, mekanizması, ne b.k  biliyoruz ki! adlı kitapta etkileyici bir şekilde anlatılır. Kitaptan bahsetmiş, filmi de bu güncede bir yazıma eklemiştim.

Daha önce sigarayı bırakmayı denemiş, birkaç kısa demenemde oldukça zorlanıp daha ilk iki günde maalesef vazgeçmiştim.

İki yıl önce ise nikotin sakızı çiğneyerek denemiş, ancak tamamen bırakmayı başaramamış, üç ay kadar sonra tekrar eski ikinci sınıf sigara içen insana geri dönmüştüm.

Bu defa daha önce temkinli yaklaştığım nikotin bandını kullanıyorum. İşin doğrusunu söylemek gerekirse bu kadar kolay (kolaydan kastım az zorlanmak) olduğunu bilseydim kesinlikle daha önce uygulardım.

Olayın mekanizmasını öğrendiğim için kesinlikle işe yarar olduğunu düşünüp uygulamaya başladım.

Sigara alışkanlığını, sigara içme alışkanlığı ve nikotin bağımlılığı olarak ikiye ayırmak gerekiyor.

Nikotin bağımlılığında sigaranın işlevi şu: Nikotin denilen madde, sigara dumanından akciğere, oradan kana, ve beyindeki algılayıcılara ulaşıyor. Anahtar ve kilit gibi birbirine tam oturan bir sistem diye düşünün.

Beyindeki algılayıcılar (reseptör), madde (nikotin) bağımlılığınızın süresi ve alınan miktar ile orantılı olarak kısalıp uyuşuyor ve etkisizleşiyor. Doyum için daha fazla madde gerekiyor. Yani bağımlılığınız ne kadar kökleşmişse, kurtulmanız o kadar zor, o kadar nikotin eksikliği hissediyorsunuz. Ne b.k biliyoruz ki yazımdaki aynı adlı videonun 1.saat 15. dakikasına bakarsanız, konuyu daha iyi anlayabilirsiniz.

Sigaranın el alışkanlığı kısmı ise daha korkutucu. Bilinçaltımıza on, yirmi yıl (sigara içtiğiniz süre) boyunca, şunları işledik:
* her sabah kaltığında (on beş yıl için yaklaşık beş bin kez, ve her gün) iç,
* her akşam yatmadan önce iç,
* her çay içişinde sigara iç,
* her derse girmeden önce iç,
* her toplantı veya sınav çıkışında iç...

en kötüsü her gün on - yirmi defa tekrar ettik.

Beynimiz buna programlı. Bilinçsiz olarak bunları tekrarlamak eğiliminde.

Sonuç olarak sigarayı bırakmak, bir yandan programlanmış ve bilinçaltına (15 yılda günde 1 paketten yaklaşık yüz on bin "110.000" kez) tekrarla yerleştirilmiş bir alışkanlığa son verirken, diğer yandan da nikotin bağımlılığına, reseptörlerin kimyasal doyumsuzlıuğuna karşı direnmek anlamına geliyor.

İşte bu noktada, nikotin bandı bir "böl - yönet" çözümü. Yani ihtiyaç duyulan nikotini veriyor ama el alışkanlığı kırmayı hedefliyor.

Bu arada, bantlar farklı nikotin seviyeleriyle satılıyor. Bunlara ne kadar devam edileceği, ne zaman nikotin miktarının düşürüleceği kullanıcıya kalmış.

İki hafta boyunca en yüksek seviyeden devam edip, bu hafta bir kademe nikotin miktarını azalttım. Sanırım 10 gün sonra en düşük seviyeye geçip, iki haftada o seviyede devam edeceğim. Toplam süre altı hafta olacak.

Bu arada nikotin bandının maliyeti, günde bir paket içenler için, son zamdan sonra sigaranın yarısı kadar. Nikotininizi paşalar gibi alıp, diğer beş yüz çeşit zehirden kurtulmuş olma da cabası.

Deneyecek arkadaşlara önerim, yanınızdan mentollü sakız ve çekirdek bulundurmanız.

2011'de hala, birinci sınıf sigara içmeyen insanım diye karşınızda olma umuduyla bu konuya da son verelim. Aklıma geldikçe içesim geliyor :)

2010

Yıl bitiyor. Şimdi farkediyorum ki, günceye ilk defa kendimle ilgili yazıyorum.

Bu yıl için planladıklarımdan çok hayatın akışı belirleyici oldu.
Emren Yiğit, şimdiden 4 aylık. Bu daha çok çalışmam gerektiği, Emren Bey ile daha çok zaman geçirmem gerektiği anlamına geliyor.


On yıl, yirmi yıl sonra geriye dönüp baktığımda, işlerin yerli yerine oturmasından çok, bu minik adamın sağlıklı ve mutlu bir şekilde büyüyüşüne tanıklık etmiş olmak, sanırım beni daha mutlu edecek.

2010'un hayırlara vesile olması dileğiyle...

Vokalde Kiske, Helloween'den Eagle Fly Free...

Bu aralar gaza gelmişim, bugün kendimi Motörhead dinlerken buldum. Günceye müzik videoları eklemeyi istemesem bile, yeni neslin bilmeyebileceği bir şarkıyı buraya sıkıştırmadan edemedim.

Helloween, M.Kiske (vokal) gruptan ayrılmadan önceki haliyle "Eagle Fly Free". Helloween melodik, hızlı ve güçlü müziğiyle en sevdiklerimden... Helloween'i "A tale that wasn't right" ile bilenlere mini bir sürpriz:

En yakınınızdaki hesap makinesi

Firefox'un arama kutucuğu = hesap makinesi


Firefox 2 ve üzeri sürümlerde, adres çubuğunun yanındaki mini arama kutusu, arama yaparken en çok kullandığım Firefox özelliği.

Bu minik kutucuk aynı zamanda bir hesap makinesi. Nasıl mı?



Videodaki matematiksel işlemleri açıklarsak;
8+8 (yok artık...)
16*4 (16 çarpı 4 kaçtır?)
(16*4)^2 (16 çarpı 4 işleminin karesi kaçtır?)
4096^(1/2) (4096'nın karekökü kaçtır?)
133*1.53 (bugün usd kuru 1.53 iken 133 dolar kaç TL eder?)

Biraz daha derine girersek, bu mini hesap makinesinin marifetleri bunlarla sınırlı olmadığını görürüz.  Bir de şunları deneyin:

sin(pi/6) (sinüs 30 kaçtır? Not: pi bölü 6, 30 derece demektir)

Biraz daha karmaşık bir işlem deneyelim:
(sin(pi/6)*cos(pi/3))^(1/3) (yani sin30 ve cos60 çarpımının küp kökü kaçtır)

"Zamanımın %54'ü tarayıcı (browser) başında geçmiş" yazısında da değindiğim gibi, internet tarayıcıları sistemimizde en uzun süre açık kalan yazılımlar.

Sık kullandığım tarayıcılardan Internet explorer 7 ve öncesi, ayrıca Opera sürümlerinde rastlamadığım bu hesap makinesi özelliği Firefox'u ufak tefek sıkıntılarına rağmen tercih etmemin temel sebebi.

Creative Commons License
Firefox hesap makinası by Özer Kavak is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-Share Alike 3.0 Unported License.

Zamanımın %54'ü tarayıcı (browser) başında geçmiş

Tarayıcılarımızı ne kadar kullanıyoruz?

Ülkemizde, internet tarayıcıları (Firefox, Opera, İnternet Explorer vs.) karşısında ne kadar zaman geçiriyoruz sorusuna verilmiş bilimsel bir yanıt yok.

Kendi kullanımımı birkaç gün ölçtüm ve ilginç bir sonuca ulaştım. Bilgisayarın karşısında bulunduğum sürenin yaklaşık %54'ünde internet tarayıcısı kullanmışım (tarayıcının açık olduğu süre değil, etkin kullanım süresi).


İşletim sisteminin açık olduğu süre: 422 dakika.
Tarayıcının etkin olarak kullanıldığı süre: 228 dakika.

Kısıtlı ve kişisel bir veri olsa bile, konuyla ilgili geniş kapsamlı veriye ulaşamadığım sürece kullanılabilir.

İnternet bağlantısı olan ev bilgisayarlarında, İşletim sistemimizin açık olduğu sürenin neredeyse yarısında internet tarayıcılarının açık olduğunu tahmin ediyorum.

Konu ile ilgili yabancı çalışmaları incelediğimde, genelde tarayıcıların kulanılabilirliği (usability) konusuna ve ergonomisi üzerine yoğunlaştıklarını görülüyor.



Sonuçta ömrümüz bilgisayar başında ve dolayısıyla tarayıcıların başında geçiyor. Tarayıcılarımızla neler yapabiliriz, nasıl daha verimli kullanabiliriz, sonraki yazının çıkış noktası bu olacak. Kısaca "farklı tarayıcılar hangi hizmetleri sunarak hayatımızı kolaylaştırıyorlar?" sorusunu yanıtlamaya çalışacağım.

cin peri resmi degil, kedidir kedi...

Cin peri resmi değil. Kedinin içinde şeytan da yok. Sadece yetersiz ışıkta, ayar yapmadan, amatör resim çekmeye kalkışırsanız böyle sonuçlar alabiliyorsunuz. Fazla söze gerek yok.

cin resmi değil, sadece çekim hatası

Fotoğrafları bilgisayara yüklerken bu resmi görünce biz çok güldük. Aslında güzel bir kediydi...

RDFa Adım Adım Geliyor


İnternet ile yakından ilgilenenler bilir. (X)HTML teknolojisi, sanal sayfaların yapılandırılmasındaki temel yöntemdir. Bu teknoloji, ağırlıklı olarak sayfa düzenlemesi öğelerini içerir. Ortaya çıkan sayfalar insanların okuması içindir.

Günlük hayattan bir içerik örneği:

Bir sayfa hayal edelim;
* İzmir - Urla - Gülbahçe mahallesi ile ilgili olsun.
* Yazının içinde iki telefon numarası geçsin.
* Numaralardan ilki üstte, muhtarın telefon numarası olsun.
* Hemen altında, aynı paragrafta, sağlık ocağının numarası bulunsun.
Gülbahçe'de Anayol üzerinde Sağlık ocağı ile ilkokul bulunmakta ve muhtarımızın telefon numarası (sağlık ocağından yukarı çıkınca 100m ileride meydanın solunda 0 232 765muhtar olup genelde öğleden sonra kendisine ulaşmak mümkün. Unutmadan herkangi bir hastalık durumunda ocağa pazartesi çarşamba ve cuma günleri mesai saatlerinde uğrayabilirsiniz 0 232 765ocak.

Biz insanlar farklıyız.

Bu örnekte, sayfayı açan ve okuyan bir insan, hemen aradığı DOĞRU numaraya ulaşabilir. Muhtarın ve sağlık ocağıının numaralarını kolaylıkla ayırt edebilir. Oysa, makinalar için durum farklı. Örneğin arama motorları [Gülbahçe sağlık ocağı telefon numarası] sorgusuna karşılık olarak listeleyeceği bu sayfanın açıklama kısmında (snippet) sizce hangi numarayı gösterecek? Çok büyük olasılıkla:
sağlık ocağından yukarı ... 0 232 765muhtar"


Düzenli bir yazarsanız, veya durumu az çok bilip;
"Gülbahçe Sağlık ocağı telefon numarası : 0232 765ocak" 
gibi ayrı bir paragraf ile içeriği sunarsanız, arama motorlarının da doğru bilgiyi sunma olasılığı artar. Arama motoru açıklama bölümüne güvenen insanlar da, muhtarı değil sağlık ocağını ararlar. Ancak içerik oluşturulurken yazıların her yerinde böyle dikkatli olmak pek mümkün değil.


Sorun nerede?
Buradaki sorunun kaynağı, sayfa düzenlemesi etiketlerinin, içerik hakkında, makinalara çok az bilgi vermesidir. Arama motorlarının elinde, temel olarak bu sayfa düzenlemesi etiketleriyle belirlenmiş harf kümeleri var. Özetle makinalar bizim yazdıklarımızdan pek birşey anlamıyorlar.

Anlamsal Ağ (Semantic web)


Bu harf kümelerinin  (bizim için kelimeler) anlamlandırılması konusunda yıllardır çalışmalar "Anlamsal Ağ" adı altında devam ediyor. Gerek "içeriği sunan" tarafındaki (genelde gönülsüz) yaklaşımlar, gerekse içeriği yorumlayıp listeleyen tarafta (arama motorları) algoritma tabanlı farklı çözüm yöntemleri deneniyor.

Anlamsal Ağ ugulamaları ve arama motorları
Ancak 2008 yılı, ilginç gelişmelere sahne oldu. Yahoo Searchmonkey ilk adımı attı ve Google hemen arkasından konuyla ilgilendiğini gösterdi. RDFa'ya, yani RDF'nin (X)HTML belgelerinde kullanılış biçimine, ve yıllardır anlamlandırma konusunda eksik HTML etiketleri e standart, basit çözümler üzerine çalışan Microformats tanımlama standartlarına, arama motoru desteği duyuruldu.

Evet, biraz fazla soyut oldu. Ama yukarıdaki örneğimiz yine işimizi görecek.

* Muhtarın ve Sağlık Ocağı'nın telefon numaraları için gereken ek tanımları (X)HTML içinde yaparsak, Anlamsal Ağ'a (semantic web) ilk katkımızı sunmuş olacağız. Özetle insanlar için içeriği yazarken, makinalar anlasın diye birkaç ek yapacağız.

Biz neresindeyiz?
Biz, hızlı sonuç almayı hedefleyen, biraz sabırsız ve enerjisini pratik çözümler için harcamayı seven bir milletiz. Şu soruyu duyar gibiyim:

"Doğru telefon numarası arama motoru sayfasında görünürse insanlar sayfamı ziyaret etmeyecekler. Bu durumda nasıl ziyaretçi çekebilirim ki?"
Cevap: Benzer etiketleme yöntemleri, sayfalarınızdaki "ürün fiyatları" veya "ürüne verilmiş kullanıcı puanı" gibi çok etkili alt başlıklar için de mümkün.

Sadece bir sağlık ocağının bilgileriyle ziyaretçi çekmeyi ve reklamdan para kazanmayı hedefliyorsanız, teknolojinin bu yöndeki ilerleyişi sizi uyuma zorlayacak. Kısaca, ileride üzülmemek için, "de facto" olabilecek bu yöndeki gelişmeleri takip etmenizi şiddetle öneririm.

Creative Commons License
RDFa by Özer Kavak is licensed under a Creative Commons Attribution-Noncommercial-Share Alike 3.0 Unported License.

Gülbahçe'den Derya Kuzuları


Harala gürele derken baktım da 11 Ağustos'tan beri buraları ihmal ediyorum. Gerçi Emren Yiğit Bey boş zaman bırakmasa da şikayetçi değilim.

Bekleme süreci ve doğum derken "baharı görmeden yaz geldi geçti". Bizim balık işleri de yattı doğal olarak. Balık işleri nedir? Şudur: Burada İzmir Gülbahçe dolaylarında deniz sığdır. Kıyıdan oltayı 30 metre sallasan, yosuna kayaya denk getirmezsen, iki metre derinliğe ancak ulaşırsın. O da yer yer. Beş metre sağa sola gitse olta, yine derinlik bir, bir buçuk metre.

Bunca zorluk ve olumsuzluğa rağmen kıyı balıkçılığı keyifli, bir o kadar da zordur. Kasım geldimi balık derine kaçar, buraları terkeder. Kasım ortasına, havalar iyi giderse sonuna kadar kıyıdan balık yakalamak mümkündür (benim için). Bu sonbaharı da Emren Yiğit Bey'e adayınca, sahile pek inemedim. İndiğim zamanlarda da büyük balık alamadım. En irisi 400gr olmak üzere birkaç çipura (Aurata aurata), birkaç karagöz , ve madya haricinde kullandığım tüm yemlere piranha gibi saldıran sürüyle sarıgöz (ispari / isparoz) yakalayabildiklerim. Burada halk arasında hanoz (çizgili hani, Serranus cabrilla) denilen kolay yakalanan koca ağızlı balıkları da saymadan olmaz.

SPARQL Sorgu Modülü Demo Sayfası Yayında

Daha inceki gönderilemde bahsettiğim Joomla! 2.5 için SPARQL sorgu modülü deneme sayfası yayında. Sayfada solda ve altta olmak üzere dbpe...